Halep, günümüzde Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları içinde tarihsel sürekliliği zengin, Orta Doğu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Kentin önemi yalnızca ulusal ölçekte değil; bölgesel ve küresel bağlamda değerlendirilmesi gereken tarihsel, ekonomik ve jeopolitik unsurların kesişimi üzerinden şekillenmiştir. Toprak değeri salt ekonomik ya da mülkiyet temelli kavramdan ziyade coğrafi konum, üretim kapasitesi ve uluslararası sistem içindeki işleviyle ilişkilidir. Coğrafi konumu tarih boyunca üstlendiği rolün temel belirleyicisidir. Anadolu, Mezopotamya ve Doğu Akdeniz havzalarının kesişim noktasında yer alan şehir, antik çağlardan itibaren ticaret yolları üzerinde stratejik durak olarak konumlanmıştır. Özellikle İpek Yolu’nun Akdeniz’e uzanan kollarından biri üzerinde bulunması, Halep’i Asya ile Avrupa arasındaki ekonomik ve kültürel etkileşimin merkezlerinden biri hâline getirmiştir (Frankopan 2015). Bu konum Halep toprağını yalnızca yerleşim alanı değil, dolaşımın ve geçişin mekânı olarak tanımlamayı mümkün kılmaktadır.
Halep’in toprak değerinin bir diğer boyutu tarımsal üretim kapasitesidir. Çevresinde yer alan yarı kurak ovalar, tarihsel olarak tahıl üretimine elverişli alanlar sunmuştur. Buğday ve arpa başta olmak üzere temel tarım ürünlerinin yetiştirildiği bölgeler, Halep’i yalnızca ticaret merkezi değil, aynı zamanda bölgesel gıda tedarik ağlarının önemli noktalarından biri hâline getirmiştir (Issawi 1988). Tarımsal üretim Halep’in ekonomik yapısında süreklilik sağlayan unsur olarak, toprağın stratejik değerini artırmıştır.
Sanayi ve ticaret faaliyetleri, toprak değerini pekiştiren diğer unsurlardır. Osmanlı döneminde Halep zanaat üretimi tekstil, sabun ve gıda işleme sektörleriyle öne çıkmıştır. Doğu Akdeniz ticaret ağları içinde önemli üretim ve dağıtım merkezi olarak işlev görmüştür (Masters 2013). Üretim yoğunluğu toprağın işlenmesinin yanı sıra endüstriyel ve ticari kullanım açısından da yüksek değer taşıdığını göstermektedir.
Halep’in dünya ülkeleri açısından önemi, büyük ölçüde tarihsel ticaret ağları ve siyasi hâkimiyet mücadeleleri üzerinden şekillenmiştir. Farklı imparatorluklar tarafından kontrol edilmek istenmiş; Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bölgesel yönetim merkezlerinden biri olmuştur. Bu durum Halep’in yalnızca yerel bir şehir değil, küresel tarihsel süreçlerin parçası olduğunu ortaya koymaktadır (Braudel 1992). Toprakları siyasi iktidarın sürekliliği açısından stratejik alan olarak değerlendirilmiştir.
Modern dönemde Halep’in önemi, uluslararası ilişkiler ve güvenlik politikaları bağlamında daha belirgin hâle gelmiştir. Suriye’nin kuzeyinde yer alması ve Türkiye sınırına yakınlığı, şehri bölgesel güvenlik dengeleri açısından kritik konuma yerleştirmiş; sınır ticareti, nüfus hareketleri ve lojistik hatlar bakımından stratejik merkez olarak değerlendirilmiştir (Phillips 2016). Toprakları yalnızca ekonomik değil, jeopolitik değer taşımaktadır.
Suriye iç savaşı sürecinde Halep, uluslararası kamuoyunun dikkatini çeken başlıca şehirlerden biri olmuştur. Farklı aktörler arasında kontrol mücadelesine sahne olması, Halep’i modern savaşların şehir mekânları üzerindeki etkisini gösteren örneklerden biridir. Halep’te yaşanan yıkım şehir savaşları, sivil nüfusun korunması ve yeniden inşa süreçleri üzerine yapılan araştırmalarda sıkça referans verilen vaka olarak ele alınmaktadır (UN-Habitat 2018). Bu süreç Halep’in sembolik değerini de artırmıştır.
Halep’in uluslararası sistem içindeki önemi, yalnızca çatışma bağlamıyla sınırlı değildir. Savaş sonrası yeniden inşa, kültürel mirasın korunması ve bölgesel istikrarın sağlanması tartışmalarında da merkezi konumda yer almaktadır. UNESCO tarafından tescillenmiş tarihi alanlara ev sahipliği yapan Halep, kültürel mirasın korunması açısından küresel sorumluluk alanlarından biri olarak değerlendirilmesi (UNESCO 2019), toprağının maddi olduğu kadar kültürel değer taşıdığını da ortaya koymaktadır.
Halep’in toprak değeri, tek bir ölçütle açıklanamayacak kadar çok boyutludur. Coğrafi konum, tarımsal üretim, sanayi ve ticaret, tarihsel süreklilik ve jeopolitik işlevler, bu değeri birlikte şekillendirmektedir. Dünya ülkeleri açısından yalnızca bir şehir değil ticaret yollarının, siyasi dengelerin ve tarihsel mirasın kesiştiği bir alan olarak önemini sürdürmektedir. Bu nedenle Halep’in analizi, bölgesel ve küresel sistemlerin işleyişine dair daha geniş bir perspektif sunmaktadır.
Halep’te Son Altı Ayda Terör Örgütü Faaliyetleri Gelişmeler ve Nedenler
Halep, Suriye iç savaşının 2011’de başlamasından bu yana sürekli gerilim ve çatışma alanı olmuştur. Zaman zaman yerel aktörlerle merkezi devlet güçleri arasındaki ilişkilerin değişmesiyle yeni biçimler kazanmıştır.
Son altı ayda Halep’te gözlemlenen şiddet artışı, askeri çatışma olayı olmaktan öte siyasi, sosyal ve güvenlik zafiyetlerinin birleştiği dinamik olarak okunmalıdır.
2025 son çeyreğinden itibaren Halep’te birçok farklı olay aynı dönemde yaşanmıştır. Ekim 2025’te Suriye hükümet güçleri ile Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri (SDF) arasında Şeyh Maqsoud ve Eşrafiyye bölgelerinde çatışmalar rapor edilmiştir. Kısa süreli ateşkes ilan edilmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştır. Bu durum, uzun süredir yürütülen siyasi müzakerelerin başarısızlığına işaret etmektedir ve daha sonraki süreçte yaşanacak gelişmelerin zeminini hazırlamıştır.
Aralık 2025’te Suriye hükümeti ile SDF arasında gerilimi azaltma amacıyla eskalasyon anlaşması yapılmış; çatışmaların durdurulması yönünde ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak anlaşma kısa ömürlü olmuş ve akabinde taraflar arasında karşılıklı suçlamalar devam etmiştir. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi sonrası bile her iki tarafın da güvenlik pozisyonlarını değiştirmemesi, ileriki süreçte yeniden çatışma riskini artırmıştır.
2026 yılının ilk haftalarında Halep’te çatışmalar yeniden şiddetlenmiştir. Suriye hükümetinin 7 Ocak 2026’da yaptığı açıklamada, SDF’nin sivil yerleşim alanlarına ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiği; saldırılarda onlarca sivilin ve askeri personelin yaralandığı, sivil altyapıyla ticaretin sekteye uğradığı ifade edilmiştir.
Aynı günlerde devlet medyası ve resmi kurumlar, SDF unsurlarının yerleşim yerlerini havanlarla ve topçu ateşiyle hedef almaya devam ettiğini belirtmiştir. Özellikle Süryan, Eşrefiye ve Şeyh Maksud gibi mahalleler yoğun şekilde hedef alınmıştır. Çatışma askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp, yerleşim bölgelerini de doğrudan etkilemiştir. Şam yönetimi, sınırlı askeri operasyon başlatacağını duyurdu. Resmi açıklamalarda operasyonun amacı, SDF’nin saldırı kapasitesinin azaltılması, sivillerin korunması ve güvenliğin sağlanması olarak ifade edilmiştir. Operasyonun hukuki temelinin uluslararası hukuk ve yerel halkın talepleriyle uyumlu olması gerektiği vurgulanmıştır.
10–13 Ocak 2026 arasındaki raporlarda, SDF’nin Halep’in kuzeyindeki mahallelere yönelik çok sayıda saldırı düzenlediği ifade edilmiştir. Bazı günlerde haftalık 360’a yakın saldırının gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. Saldırıların askeri noktaları ve sivil alanları hedef aldığı, karar alıcılar ve güvenlik yetkilileri tarafından dile getirilmiştir.
13 Ocak itibarıyla Suriye ordusu, SDF’nin Kuzey Halep bölgesinde mobilizasyon yaptığını, birliklerin bazı alanlarda İHA (insansız hava aracı) gibi araçları kullanıyor olabileceğini belirtmiştir. Sivil yerleşimlerden uzak durulması çağrısında bulunduğu ve bu alanların askeri bölge ilan edildiği açıklanmıştır.
15–17 Ocak’ta bazı haberlerde SDF'in Halep dışında, örneğin Maskanah bölgesinde Suriye ordusuna karşı saldırılar düzenlediği ve askeri personelin hayatını kaybettiği yönünde bilgilerin yer aldığı da belirtilmiştir. Örgüt faaliyetlerinin sadece Halep şehir merkeziyle sınırlı kalmamıştır.
Son altı aylık süreç, Halep’te terör örgütü faaliyetlerinin neden arttığını açıklamak açısından da ipuçları sunmaktadır. Birinci neden siyasi müzakerelerin başarısız olması, fiili kontrol odaklarının değişmemesidir. SDF ile Şam hükümeti arasındaki güven eksikliği, anlaşmaların uygulanmasını engellemiş, yeni çatışma dalgalarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
İkinci neden askeri dengelerin uyumsuzluğudur. Halep gibi stratejik öneme sahip bir şehirde devlet güçlerinin ve SDF’nin farklı güç unsurlarını kontrol etme çabaları dinamizmi artırmıştır. Çatışmalar yerleşim bölgelerini doğrudan etkileyen saldırılara dönüşmüştür. Üçüncü neden sivil nüfusun çatışmalardan doğrudan etkilenmesidir. Saldırıların yoğun olduğu mahallelerde eğitim ve ulaştırma gibi temel hizmetler sekteye uğramış, altyapı noktalarında faaliyetler askıya alınmıştır.
Sonuç olarak Halep’te son altı ayda terör örgütü faaliyetlerinin görünür biçimde arttığı tespit edilebilir. Bu artış silahlı olayların sayısındaki büyümeyle açıklanamaz; aynı zamanda olayların yerleşim alanlarında sivil yaşamı etkilemesi, siyasi çözümsüzlük ve güvenlik boşluklarının varlığı gibi bir dizi yapısal faktörle bağlantılıdır. Halep’in yakın dönemde yaşadığı dinamik, Suriye iç savaşının ve bölgesel güç dengelerinin karmaşıklığını yeniden gözler önüne sermektedir.
Halep'te yaşananları Ocak 2026 itibariyle özetleyecek olursak
6–7 Ocak:
Halep’te Suriye hükümet güçleri ile Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG/YPG) arasında çatışmalar yeniden alevlendi. Özellikle Ash-Sheikh Maqsoud ve Ashrafiye gibi Kürt nüfusunun yoğun olduğu mahallelerde şiddetli çatışmalar kaydedildi. Bu çatışmalarda asker ve sivil kayıplar bildirildi.
Hükümet bu bölgeleri 'askeri bölge' ilan ederek bombardıman ve güvenlik operasyonlarına başladı; binlerce sivil tahliye koridorları üzerinden ayrılmak zorunda kaldı.
8–9 Ocak:
Ateşkes girişimleri oldu; kısa süreli altı saatlik bir ateşkes uygulandıysa da bu süre dolduktan sonra çatışmaların yeniden başlayabileceği yönünde işaretler görüldü.
Bu dönemde Halep Havaalanı’nda bütün uçuşlar güvenlik nedeniyle askıya alındı.
10–12 Ocak:
Resmi kaynaklar, SDG’nin şehirden kademeli çekildiğini ve özellikle Şeyh Maqsoud ile Eşrefiye mahallelerinde kontrolün hükümet güçlerine geçtiğini belirtti.
Çatışmalar sınırlı biçimde sürerken, bazı mahallelerde SDG'in tamamen ayrıldığı rapor edildi.
13–15 Ocak:
Hükümet güçleri, Halep’in çevresindeki kırsal alanlarda yeniden güvenlik önlemleri aldı ve bu alanlarda zaman zaman sınırlı çatışmalar oldu ve bu çatışmalar sadece şehir merkezinde değil çevrede de etkilerini sürdürdüğünü gösterdi.
19–24 Ocak:
Bölgedeki çatışma hattı daha geniş bir diplomasi ve siyasi baskı sürecine dönüştü. Taraflar ve uluslararası aktörler, uzun süreli ateşkes ve siyasi çözüm çabasını konuştu.
21 Ocak:
Yeni bir ateşkes anlaşması yapıldı ve bu ateşkes 24 Ocakta uzatıldı, bu sayede çatışma yoğunluğu düştü, hukuki süreçlerin işletilmesine alan
25–28 Ocak:
Çatışmaların yoğunluğu azaldı. Ateşkes sayesinde en kritik çatışma hatlarında şiddet belirgin şekilde düştü.
Siviller üzerindeki etkiler devam ediyor. On binlerce kişi hâlâ yerinden edilmiş durumda; altyapı ve hizmetlerin tam anlamıyla normale dönmesi uzak görünüyor.
Hükümet ve SDG arasında uzun vadeli siyasi çözüm müzakereleri hâlen sürüyor veya erteleniyor; bu, yeni gerilimlere kapı bırakıyor.
29 Ocak:
Avrupa Birliği’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (IRGC) 'terör örgütü' listesine alma kararı, bölgesel ve küresel siyasette dalga etkisi yarattı. İçeriğinde İran’daki kitlesel protestoları bastıran güçlerin sorumluluğu ve ağır insan hakları ihlallerine ilişkin güçlü eleştiriler barındırıyor. AB dış politika şefi; 'baskının karşılıksız bırakılamayacağı' şeklinde dile getirdi.
İran Hükümeti’nin Tepkisi:
Tahran yönetimi bu kararı sert bir şekilde reddetti...
Bu hafta Halep’teki çatışma hattı çok ağır bir askeri mücadeleden ziyade büyük oranda ateşkes ve siyasi çözüm arayışına dönüştü. Şehir merkezinde ve çevresinde doğrudan şiddet büyük ölçüde azalsa da siviller üzerindeki insani baskı ve yer değiştirme etkileri sürüyor. Siyasi müzakereler ve uluslararası arabuluculuk devam ediyor.
