Jeffrey Epstein'ın adıyla anılan Epstein Adası, bilinen adıyla Little Saint James; günümüzde tarih, suç ve siyaset tartışmalarının merkezinde yer alıyor.
Ada Karayipler'de Amerika Birleşik Devletleri Virgin Adaları'nın bir parçası konumundadır. 1917'ye kadar Danimarka kontrolündeydi. I. Dünya Savaşı sırasında Danimarka tarafından ABD'ye satışından sonra, bugünkü politik coğrafyası şekillenmiştir.
Bu tarihsel detay; ABD toprağı olarak alınıp, daha sonra özel mülkiyete konu olduğunu anlamamız açısından önemlidir. Genel itibarıyla adanın çok eski bir yerleşim tarihi yok. Küçük bir mercan adası olarak uzun süre dış dünyadan izole kalmıştır.
Jeffrey Epstein, 1998 yılında Little Saint James'i yaklaşık 7.95 milyon dolar karşılığında adayı satın alındı ve alınışı, Epstein'ın zenginlik ve bağlantılar ağının bir parçasıydı. Offshore şirketler ve çevre düzenlemelerinden muafiyetler yoluyla aklandı, mali araçlar bu süreçte rol oynamıştır.
(20 Ocak 1953 Brooklyn / New York doğumlu, finansçı ve yatırım danışmanı olan Jeffrey Epstein, reşit olmayan bireylere yönelik cinsel istismar, cinsel sömürü ağı kurmak suçlarından yargılandı. Küresel siyaset, finans ve elit çevrelerle kurduğu karanlık ilişkiler gündem oldu.
Epstein'i yalnızca zengin bir seks suçlusu olarak anlatmak, gerçeği bilerek küçültmektir, çürümüş bir sistemin ürünüdür. Finansçı kimliği, servetinin kaynağı kadar karanlıktı, asıl gücünü paradan çok eriştiği isimlerden aldı. Reşit olmayan kızların sistematik istismarı yıllarca bilindi, buna rağmen Epstein korunmuştu çünkü o, yalnız değildi. Özel jetler, özel adalar ve kapalı davetler, sus payının ve şantaj düzeninin mekânıydı. 2008'de aldığı utanç verici hafif ceza, adaletin nasıl pazarlığa açıldığının belgesidir.
Jeffrey Epstein iki kez yargı sürecine girdi ama yalnızca bir kez hüküm giydi. 2008'de Florida'da, reşit olmayan bir çocuğa yönelik suçtan sembolik sayılabilecek bir ceza aldı. Gündüzleri serbest dolaşabildiği ayrıcalıklı bir infazla korunmuştu. Asıl ağır suçlamalar 2019'da federal düzeyde gündeme geldi. Ancak bu kez mahkeme salonuna çıkamadan,
10 ağustos 2019'da hücresinde ölmesiyle (resmi kayıtlara göre intihar) dosya hüküm kurulmadan kapandı.
İki dava, tek mahkûmiyetten geriye kalan, yargılanamayan bir sistem ve cevapsız bırakılmış onlarca soru.
Kameralar, sorumlular, isimler sustu. Epstein'in ölümü sistemin kendini koruma refleksiydi. Mesele Epstein'in ne yaptığıyla birlikte, kimlerin onunla aynı masada oturup, akabinde masum rolüne büründüğüdür. Asıl suç, sapkınlığı yıllarca taşıyan sermaye ortaklığıdır.)
Epstein, adayı hızla dönüştürdü; helikopter pisti, lüks konutlar, özel villalar, havuzlar ve göze çarpan mimari yapılar eklendi. Adanın arazi düzenlemeleri, çevresel kurallarla defalarca çakıştı, yerel yetkililer tarafından birden fazla ihlal ve ceza kaydı yapıldı.
Yıllar içinde Little Saint James, Epstein tarafından 'Little St. Jeff' olarak adlandırıldı, sosyal medyada, basında ve belgelerde 'Pedofil Adası' 'Günah Adası' veya 'Orgy Island' gibi söylemlerle, Epstein'ın kişisel suç iddialarıyla anılır duruma geldi. 2000'lerin başından itibaren, Little Saint James ile birçok ciddi suçlama ilişkilendirildi: Cinsel istismar ve insan ticareti iddiaları, özellikle reşit olmayan kızlar üzerine suçlamalar daha yoğun oldu.
U.S. Virgin Islands tarafından 2020'de açılan hukuki süreçte, adada zorla çalıştırma, cinsel sömürü ve reşit olmayanlara yönelik istismar yapıldığı ileri sürüldü.
Bazı mağdurların ifadelerinde, adadan kaçmayı denedikleri, ancak pasaportlarının ellerinden alınıp, tekrar kontrol altına alındıkları belirtildi.
Bu iddialar, dünyada büyük tepkilere yol açtı. Little Saint James'in ismi kamuoyunda yalnızca bir kara leke olarak kaldı. Epstein'ın sosyal çevresi ve ziyaretçileri hakkındaki spekülasyonlar da bu noktada kamu gündemini oluşturdu; ilgili e-postalar ve ziyaret kayıtları siyasi tartışmaların odağı oldu.
2019'da Epstein, New York'ta federal cinsel saldırı ve insan ticareti suçlarından tutukluluğu sırasında cezaevinde intihar ettiği açıklanması, kamuoyunda büyük bir şok hem de tartışma yarattı. Tarihsel kayıtlar, koşullar ve hükümetin ihmalleri mercek altına alındı.
Mahkeme belgeleri ve FBI raporları, adaya yapılan aramalar sonucunda yüzlerce gigabayt veri ve fiziksel kanıt ele geçirildiğini belirtir. Bu materyaller, mağdurların ifadeleri ve sivil davaların dayanak noktaları oldu.
Hukuki ve ABD Virgin Adaları'nın el koyma süreci, Epstein'ın ölümünden sonra, U.S. Virgin Islands hükümeti, 2020'de adaya ilgili mülkiyetlerin ve miras varlıklarının tazminat davaları kapsamında ele geçirilmesi için dava açtı. Bu dava sadece cezai süreçlerle sınırlı kalmayıp, adanın gelirlerinin ve satışından elde edilecek kârın, mağdurlara tazminat ve rehabilitasyon yardımı olarak kullanılması için hukuki çabaya dönüştü. 2022'de Epstein'ın malvarlığının sahibi olarak görülen mirasçıları, adanın satışından elde edilecek gelirden 105 milyon dolar ödeme ve satış gelirinin yarısını U.S. Virgin Islands'a bırakma konusunda bir uzlaşmaya vardı. Uzlaşmayla, adanın doğrudan mülkiyetine el koyma yerine, satış gelirinin mağdur destek fonlarına aktarılması hedeflenmesi, Amerikan hukuku ve uluslararası insan hakları bağlamında önemli bir emsal teşkil ediyor. Dolayısıyla bölgenin doğrudan kamulaştırılması yerine, mağdur lehine adalet ve tazminat hedefleniyor.
2023'te Epstein'ın mal varlığı, Little Saint James ve komşu Great Saint James adaları birlikte yaklaşık 60 milyon dolara satıldı.
Yeni alıcı, Stephen Deckoff adlı bir yatırımcı oldu. Planları arasında adaları lüks turistik resort haline getirmek vardı. Ancak 2025 ortasına kadar planlar için resmi inşaat izinleri veya projeleri tamamen sunulmaması, sürecin halen belirsizlik içerdiğini gösteriyor.
Günümüzde Little Saint James, sadece geçmişte yaşanmış suçların sembolü olarak görülmemektedir; uzlaşma, tazminat ve yeniden yapılma süreçlerinin de bir parçası olarak uluslararası hukuk ve medya tarafından halen takip edilmektedir. Adanın eski imajının ötesine geçip geçemeyeceği henüz kesin değil.
Little Saint James, tarihi boyunca sakin bir adayken, 20. yüzyılın sonlarında özel mülkiyete geçtiğinde farklı bir misyon üstlendi; sıklıkla suç iddialarıyla ilişkilendirilen, tartışmalı ve kamuoyunu meşgul eden bir yer haline geldi.
ABD Kongresi'nin Jeffrey Epstein dosyasını yeniden gündeme taşıyan,
2020'de çekilmiş hiç görülmemiş görselleri, 4 aralık 2025'te yayımladı.
Bu görseller, Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi üyelerinin paylaştığı yeni fotoğraf ve videoları kapsıyordu. Epstein'ın Little St. James adasındaki mülküne ait iç mekânlar gibi görüntüler içeriyordu. Yayımlanan görsellerde gösterişli odalar, dekorasyondaki aynalar, yatak odaları, bazı odalarda maskelerin asılı olduğu bölümler ve hatta üzerinde söz konusu isimlerin yazılı olduğu hızlı arama tuşlu telefonlar yer alıyor. Bu malzemeler, Epstein'ın geçmişte orada ne tür düzenekler kurduğuna dair yeni görsel kanıtlar içeriyor. Dar geçitler ve gözetimi çağrıştıran detaylar, kontrollü bir yaşam söz konusu olduğunu düşündürüyor. Ne gariptir ki tek bir karede bile insan yok. Görseller suçun kendisinden çok, suçun nasıl korunabildiğini, kimler sayesinde görünmez kılındığını anlatıyor olabilir mi ve de; ABD Kongresi'nin paylaşımı, geç kalmış yüzleşmenin belgesi niteliğinde ve yıllarca dokunulmaz kalan bir ağın görsel itirafı gibi değerlendirilebilir mi?
ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı belgelerde, Epstein'ın çevresiyle kurulmuş ilişkiler de yer alıyor. Belgelerde eski yöneticiler, iş insanları ve kamuyla yazışmalar bulunmaktadır (örneğin resmi e-postalar). Epstein'ın bağlantı ağı yeniden gündem olunca, geçmişte kamuoyu gündemi dışında kalmış ilişkileri de yeniden tartışmaya açıldı. Araştırmacılar, mevcut delillerin önemli bir kısmının henüz kamuya açıklanmadığını söylüyor.
2023'te bir YouTuber'ın adaya gizlice girip çektiği görüntüler, yeni belgelerle birlikte yeniden gündeme geldi. Bu durum, sosyal medya ve haber sitelerinde adanın imajı ve erişilebilirliği üzerine farklı yorumlara yol açtı. Bu tür içerikler, kontrolsüz erişimin güvenlik ve hukuki açıdan sorunlu olduğunu kanıtlarken, adanın bugün hâlâ özel mülk olarak da statüsünün sürdüğünü ortaya koyuyor.
Bugün Little Saint James, geçmişin korkunç hikâyelerinin hâlâ sembolü olarak anılıyor, ancak yeni ekonomik ve sosyal kimlik arayışıyla da gündemde. Kamuya açılan görüntüler ve yeni belgeler geçmişte yaşanan olayların izlerini taze tutarken, yatırım planları adayı geleceğe taşımaya çalışıyor.
Bu iki dinamik arasında bir denge kurulacak mı? Mağdurların hakları ne ölçüde gözetilecek? Kamu geçmişi ve ekonomik beklentiler arasında nasıl bir yol haritası çizilecek? 2026 itibarıyla Little Saint James gelecekte, merakla tartışılan konular arasında olmaya devam edeceğe benziyor.
