ÜLKEMİZDE SİYONİZMİN YALAKASI OLMAK YASAK MI Kİ?

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatının ardından yapılan sert açıklamalar, Türkiye’de siyasi etik, vicdan ve zamanlama tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Aydın Ünal’ın sözleri üzerinden yükselen polemik, eleştirinin sınırları ile fırsatçılık arasındaki ince çizgiyi bir kez daha gündeme taşıdı.

Hakan Muhtar

17.03.2026 20:03:00

Tarih: 17.03.2026 20:03 Güncelleme: 17.03.2026 20:03

Türkiye siyaseti ve entelektüel dünyası, nezaketin yerini hoyratlığa, ilmi tartışmanın yerini ise karakter suikastına bıraktığı karanlık bir dönemden geçiyor. Son olarak, ömrünü tarihe adamış, dünyanın sayılı kütüphanelerini zihninde taşıyan İlber Ortaylı’nın 79 yaşında vefatının ardından yükselen bazı sesler, meselenin sadece bir "tarih tartışması" olmadığını, bir "vicdan ve zamanlama" sorunu olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın eski metin yazarı ve eski AKP milletvekili Aydın Ünal’ın, Ortaylı’nın ardından yaptığı açıklamalar, sadece bir tarihçiyi hedef almıyor; aynı zamanda Türk siyasetindeki "fırsatçılık" hastalığını da deşifre ediyor.

SİYONİZMİN YALAKALIĞI YASAK MI Kİ?

Aydın Ünal diyor ki: "Biz onu Siyonizme yalakalık yapan sözleriyle hatırlayacağız."

Şimdi sormak lazım: Bu ülkede Siyonizmin yalakası olmak, İsrail’in katliamlarına alkış tutmak ya da sessiz kalmak yasak mı ki, bir insanın ardından söylenecek ilk ve tek söz bu oluyor? Eğer bu bir suçsa, eğer bu bir ihanetse, neden şimdiye kadar sustunuz? İlber Ortaylı hayattayken, ekranlardayken, o gür sesiyle konuşurken neden karşısına çıkıp bu "yalakalık" ithamlarını yüzüne haykırmadınız?

Bir insan öldükten sonra, artık cevap veremeyecek duruma geldiğinde arkasından taş atmak, ne İslam ahlakına sığar ne de toplumsal görgü kurallarına. Madem Siyonizmle ve onun yerli işbirlikçileriyle bir derdiniz var; meydan boş değil! Sokaklar, televizyon ekranları, köşe yazıları hâlâ o "insan müsveddeleriyle" dolu.

SİYONİST SEVİCİLİĞİNDEN CEZA ALAN VAR MI?

Takip ettiğimiz kadarıyla bugüne kadar ülkemizde "Siyonizm güzellemesi" yaptığı için yargılanıp ceza alan bir tek kişi veya kurum yok. Bu da gösteriyor ki, ülkemizde Siyonist yalakalığı yapmak hukuken bir suç teşkil etmiyor ya da bu konuda ciddi bir irade ortaya konmuyor.

Acaba Aydın Ünal, bugüne kadar ülkemizde Siyonist yalakalığı yaptığı gerekçesiyle kaç kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştur? Kaç kurumun kapısına kilit vurulması için dilekçe vermiştir? Madem bu mesele bu kadar hassastı, neden mücadeleyi hukuki zeminde "yaşayanlara" karşı vermedi de, vefat eden bir insanın ardından bu kadar hırsla saldırdı? Asıl açıklanması gereken gerçek budur!

TERÖRİST BAŞI NETANYAHU VE TRUMP’IN KANLI İTTİFAKI

7 Ekim olaylarından bu yana dünya, modern tarihin gördüğü en büyük soykırımlardan birine şahitlik ediyor. Amerika’nın gizli Siyonist çeteleri düğmeye bastığında, Gazze halkı üzerine bombalar yağarken, içeride ve dışarıda birileri hâlâ "Hamas terör örgütüdür" nakaratını tekrarlıyordu. Kendi vatanını savunanlara terörist diyenler, asıl terörü estirenleri ise "meşru müdafaa" kılıfıyla aklıyorlardı.

Bugün gelinen noktada durum daha da vahimdir. Elebaşı Trump ve terörist başı Netanyahu, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak sadece Gazze’yi değil, tüm bölgeyi ateşe veriyorlar. İran’a savaş açan, ilkokullarda yüzlerce kız çocuğunu katleden, hatta İran’ın bir numarası Ali Hamaney’e suikast düzenleyerek onu öldüren bu zihniyet, savaş hukukuyla değil, tamamen terörist yöntemlerle hareket etmektedir.

Bu açık bir devlet terörüdür! Bu katliamlara, bu hukuksuzluklara sessiz kalan, hatta ekranlara çıkıp Siyonizmin borazanlığını yapan binlerce "insan müsveddesi" varken, tüm öfkeyi vefat etmiş bir tarihçinin üzerine boşaltmak büyük bir tutarsızlıktır.

NEDEN ŞİMDİYE KADAR SUSTUNUZ?

Aydın Ünal ve onun gibi düşünenlere sormak gerekir: Madem İlber Ortaylı "kötü bir tarihçiydi", madem "Siyonizm yalakasıydı", madem "gençlerin önünde engeldi"; neden o sağken bu eleştirileri bu şiddette yapmadınız?

Ülkemizde hâlihazırda on binlerce insan, açıkça Siyonizm güzellemesi yaparken, Filistinli mazlumların kanı üzerinden siyaset devşirirken neden sessiz kalıyorsunuz? Ölmüş bir insan hakkında atıp tutmak, yaşayan işbirlikçilerle mücadele etmekten daha kolay mı geliyor? Sizin derdiniz Siyonizmle mi, yoksa cevap veremeyecek durumda olanlarla mı?

TARİH ÖZGÜRLEŞSİN AMA VİCDANLAR DA ESİR KALMASIN

İlber Ortaylı’nın ardından "Umarız tarih ilmi artık özgürleşir" demek, bir devrin kapandığını müjdelemek değil, bir acziyetin itirafıdır. Tarih ilmi, belgelerle ve gerçeklerle özgürleşir; vefat edenlerin arkasından yapılan sosyal medya infazlarıyla değil.

Bugün asıl meselemiz; toprakları işgal edilen Filistin, suikastlarla sarsılan bölge ve bu zulme alkış tutan yerli Siyonist sevicilerdir. Eğer bir hesaplaşma olacaksa, bu hesaplaşma mezar başında değil, hakikat meydanında yaşayanlarla yapılmalıdır.

Ölmüş bir insana cevap hakkı tanımadan saldırmak, en basit tabiriyle normal bir insanın, hele ki bir devlet adamının veya yazarın yapacağı iş değildir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey "ölü dövücülüğü" değil, yaşayan adaletsizliğe karşı dimdik durabilmektir.



Hakan Muhtar


ÜLKEMİZDE SİYONİZMİN YALAKASI OLMAK YASAK MI Kİ?

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatının ardından yapılan sert açıklamalar, Türkiye’de siyasi etik, vicdan ve zamanlama tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Aydın Ünal’ın sözleri üzerinden yükselen polemik, eleştirinin sınırları ile fırsatçılık arasındaki ince çizgiyi bir kez daha gündeme taşıdı.


Türkiye siyaseti ve entelektüel dünyası, nezaketin yerini hoyratlığa, ilmi tartışmanın yerini ise karakter suikastına bıraktığı karanlık bir dönemden geçiyor. Son olarak, ömrünü tarihe adamış, dünyanın sayılı kütüphanelerini zihninde taşıyan İlber Ortaylı’nın 79 yaşında vefatının ardından yükselen bazı sesler, meselenin sadece bir "tarih tartışması" olmadığını, bir "vicdan ve zamanlama" sorunu olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın eski metin yazarı ve eski AKP milletvekili Aydın Ünal’ın, Ortaylı’nın ardından yaptığı açıklamalar, sadece bir tarihçiyi hedef almıyor; aynı zamanda Türk siyasetindeki "fırsatçılık" hastalığını da deşifre ediyor.

SİYONİZMİN YALAKALIĞI YASAK MI Kİ?

Aydın Ünal diyor ki: "Biz onu Siyonizme yalakalık yapan sözleriyle hatırlayacağız."

Şimdi sormak lazım: Bu ülkede Siyonizmin yalakası olmak, İsrail’in katliamlarına alkış tutmak ya da sessiz kalmak yasak mı ki, bir insanın ardından söylenecek ilk ve tek söz bu oluyor? Eğer bu bir suçsa, eğer bu bir ihanetse, neden şimdiye kadar sustunuz? İlber Ortaylı hayattayken, ekranlardayken, o gür sesiyle konuşurken neden karşısına çıkıp bu "yalakalık" ithamlarını yüzüne haykırmadınız?

Bir insan öldükten sonra, artık cevap veremeyecek duruma geldiğinde arkasından taş atmak, ne İslam ahlakına sığar ne de toplumsal görgü kurallarına. Madem Siyonizmle ve onun yerli işbirlikçileriyle bir derdiniz var; meydan boş değil! Sokaklar, televizyon ekranları, köşe yazıları hâlâ o "insan müsveddeleriyle" dolu.

SİYONİST SEVİCİLİĞİNDEN CEZA ALAN VAR MI?

Takip ettiğimiz kadarıyla bugüne kadar ülkemizde "Siyonizm güzellemesi" yaptığı için yargılanıp ceza alan bir tek kişi veya kurum yok. Bu da gösteriyor ki, ülkemizde Siyonist yalakalığı yapmak hukuken bir suç teşkil etmiyor ya da bu konuda ciddi bir irade ortaya konmuyor.

Acaba Aydın Ünal, bugüne kadar ülkemizde Siyonist yalakalığı yaptığı gerekçesiyle kaç kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştur? Kaç kurumun kapısına kilit vurulması için dilekçe vermiştir? Madem bu mesele bu kadar hassastı, neden mücadeleyi hukuki zeminde "yaşayanlara" karşı vermedi de, vefat eden bir insanın ardından bu kadar hırsla saldırdı? Asıl açıklanması gereken gerçek budur!

TERÖRİST BAŞI NETANYAHU VE TRUMP’IN KANLI İTTİFAKI

7 Ekim olaylarından bu yana dünya, modern tarihin gördüğü en büyük soykırımlardan birine şahitlik ediyor. Amerika’nın gizli Siyonist çeteleri düğmeye bastığında, Gazze halkı üzerine bombalar yağarken, içeride ve dışarıda birileri hâlâ "Hamas terör örgütüdür" nakaratını tekrarlıyordu. Kendi vatanını savunanlara terörist diyenler, asıl terörü estirenleri ise "meşru müdafaa" kılıfıyla aklıyorlardı.

Bugün gelinen noktada durum daha da vahimdir. Elebaşı Trump ve terörist başı Netanyahu, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak sadece Gazze’yi değil, tüm bölgeyi ateşe veriyorlar. İran’a savaş açan, ilkokullarda yüzlerce kız çocuğunu katleden, hatta İran’ın bir numarası Ali Hamaney’e suikast düzenleyerek onu öldüren bu zihniyet, savaş hukukuyla değil, tamamen terörist yöntemlerle hareket etmektedir.

Bu açık bir devlet terörüdür! Bu katliamlara, bu hukuksuzluklara sessiz kalan, hatta ekranlara çıkıp Siyonizmin borazanlığını yapan binlerce "insan müsveddesi" varken, tüm öfkeyi vefat etmiş bir tarihçinin üzerine boşaltmak büyük bir tutarsızlıktır.

NEDEN ŞİMDİYE KADAR SUSTUNUZ?

Aydın Ünal ve onun gibi düşünenlere sormak gerekir: Madem İlber Ortaylı "kötü bir tarihçiydi", madem "Siyonizm yalakasıydı", madem "gençlerin önünde engeldi"; neden o sağken bu eleştirileri bu şiddette yapmadınız?

Ülkemizde hâlihazırda on binlerce insan, açıkça Siyonizm güzellemesi yaparken, Filistinli mazlumların kanı üzerinden siyaset devşirirken neden sessiz kalıyorsunuz? Ölmüş bir insan hakkında atıp tutmak, yaşayan işbirlikçilerle mücadele etmekten daha kolay mı geliyor? Sizin derdiniz Siyonizmle mi, yoksa cevap veremeyecek durumda olanlarla mı?

TARİH ÖZGÜRLEŞSİN AMA VİCDANLAR DA ESİR KALMASIN

İlber Ortaylı’nın ardından "Umarız tarih ilmi artık özgürleşir" demek, bir devrin kapandığını müjdelemek değil, bir acziyetin itirafıdır. Tarih ilmi, belgelerle ve gerçeklerle özgürleşir; vefat edenlerin arkasından yapılan sosyal medya infazlarıyla değil.

Bugün asıl meselemiz; toprakları işgal edilen Filistin, suikastlarla sarsılan bölge ve bu zulme alkış tutan yerli Siyonist sevicilerdir. Eğer bir hesaplaşma olacaksa, bu hesaplaşma mezar başında değil, hakikat meydanında yaşayanlarla yapılmalıdır.

Ölmüş bir insana cevap hakkı tanımadan saldırmak, en basit tabiriyle normal bir insanın, hele ki bir devlet adamının veya yazarın yapacağı iş değildir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey "ölü dövücülüğü" değil, yaşayan adaletsizliğe karşı dimdik durabilmektir.

  • BIST 100

    16252,80%1,87
  • DOLAR

    44,18% 0,03
  • EURO

    51,01% 0,31
  • GRAM ALTIN

    7107,76% -0,01
  • Ç. ALTIN

    11584,40% 0,43
  • Salı 11.4 ° / 5.8 ° Güneşli
  • Çarşamba 10.8 ° / 7.1 ° false
  • Perşembe 8.9 ° / 7.5 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı

İstanbul

17.03.2026

  • İMSAK 05:41
  • GÜNEŞ 07:06
  • ÖĞLE 13:18
  • İKİNDİ 16:39
  • AKŞAM 19:19
  • YATSI 20:38