Palandöken Belediyesi’nin taksi duraklarıyla ilgili servis ettiği metin, yerel yayın organlarında sorgulanmadan manşete taşındı. Bu satırlar bir hizmete karşı çıkmak için değil; belediyenin kendi kendini övmesine karşı itiraz için kaleme alındı.
Erzurum’da kış serttir. Soğuğu insanın yüzüne çarpar; bazen de gerçeği hatırlatır. Palandöken Belediyesi’nin taksi duraklarını yenilemesi de bu soğuk gerçeğin ortasında “sıcacık” bir hikâye olarak servis edildi.
Öyle bir hikâye ki; duraklar yalnızca ısınmıyor, adeta “yuva” oluyor. Mutfak var. WC var. Sıcak su var. Çay var. Abdest var. Namaz var. Dua var. Hatta metne bakılırsa, durakların içinde bir de “başkan sevgisi” var.
İyi güzel.
Ama bir şey daha var:
Aynı metin, aynı başlık, aynı manşet.
Bu şehirde hava soğuk olabilir; ama bazı manşetlerin bu kadar “standart” olması, insanın içini daha çok üşütüyor. Gazeteler, belediyenin hazırladığı metni sorgusuz sualsiz manşete taşımış. Burada haberden çok, PR var.
Haber mi bu, propaganda mı?
Haber, kamuoyuna bilgi verir. Ne yapıldı, niye yapıldı, kim etkilendi, ne değişti… Bunlar sorulur. Ama burada sorulmadı. Metin, hizmetten çok övgü diliyle hazırlanmış. “Başkanımızı dualarımızda anıyoruz” gibi cümleler, artık bir haber metni değil, belediyenin kendi reklam broşürü hâline gelmiş.
Ve o şeyin adı bellidir:
Propaganda.
Manşetler neden aynı?
Belediye metin hazırlıyor, gazeteler yayımlıyor. Kamuoyu da haber okuduğunu sanıyor. Bu, gazetecilik değil, servis edilmiş içerik zinciridir. Gazetecilik; soru sormaktır, kamu yararı için şüphe etmektir, denetimdir. Aynı metni sorgusuz sualsiz çoğaltmak değil.
Hizmet anlatılır, propaganda yapılmaz
Taksi duraklarının yenilenmesi bir hizmet olabilir. Ama mesele; hizmeti anlatmak yerine belediye propagandasını manşete taşımak. Kamu kurumları dua ve övgüyle kendini anlatmaz; bilgiyle konuşur. Belediye, siyasi broşür değil, kamu yönetimidir.
Palandöken’e küçük hatırlatma
Bu şehirde insanlar sadece ısınmak istemiyor. Ciddiyet istiyor, şeffaflık istiyor, gerçek habercilik istiyor. Ve en önemlisi, kendilerine akıl verilmesini değil, kendilerine hizmet edilmesini istiyor. Taksi durağına doğalgaz bağlamak bir iş; ama belediyenin kendi reklamını gazeteler aracılığıyla yayması ayrı bir konu.
Birincisi hizmettir.
İkincisi algıdır.
Biz buradayız
Bu yazı bir hatırlatmadır. Bu kentte herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemeye çekindiği şeyi söylemenin vaktidir:
Belediyeler haber yaptırarak değil, iş yaparak konuşur.
Gazeteler bülten basarak değil, soru sorarak yaşar.
Ve evet…
Bu şehirde artık herkes şunu bilsin:
Biz buradayız.
Son söz
Bu satırlar bir hizmete karşı çıkmak için değil; belediyenin propaganda diline itiraz için yazıldı.
Kim övgü isterse bülten basar; kim hesap verebilirlik isterse soru sorar.
Duraklar ısınıyor olabilir.
Ama şehir, manşetlerin soğukluğunu da görüyor.
Kamu hizmeti; “alkış” üretmek için değil, yaşamı kolaylaştırmak için yapılır.
Gazetecilik ise “paylaşım” yapmak için değil, gerçeği görünür kılmak için vardır.
Palandöken’e not: Bültenlerle büyüyen bir imaj, ilk rüzgârda dağılır. Ama doğru haber, doğru söz ve gerçek denetim; bu şehrin asıl ihtiyacıdır.

