Artık lafı dolandırmanın, “iyi niyet” masalı anlatmanın bir anlamı yok. Gazeteci Onur Sağsöz’ün ortaya çıkardığı gerçek, bu şehir adına utanç verici bir tabloyu gözler önüne serdi: Kazım Karabekir Stadyumu sağlam çıktı. Nokta.
Şimdi herkes şapkayı önüne koysun ve şu soruya cevap versin: Üç yıldır kimi kandırdınız?
Bu şehir mi yanıldı? Bu taraftar mı abarttı? Yoksa işinizi ciddiyetle yapmayanlar mı Erzurum’u oyaladı?
Ortada artık inkâr edilemeyecek bir gerçek var. Erzurum Teknik Üniversitesi’nin akademik raporuyla kanıtlanan bir sağlamlıktan söz ediyoruz. Yani mesele “yorum” değil, “kanaat” değil, “ihtimal” hiç değil. Bilim konuşmuş.
O zaman başa dönelim.
Bilim konuşmadan önce neden tribünler kapatıldı? Bilim konuşmadan önce neden Erzurumspor kendi evinde susturuldu? Bilim konuşmadan önce neden bu şehir korkutuldu?
Bu işin adı tedbir değil. Bu işin adı sorumluluk hiç değil. Bu işin adı net şekilde ihmaldir.
Onur Sağsöz’ün haberinde anlattığı detay çok şey söylüyor. Eksi 12 derecede sahada çekilen bir fotoğraf, koskoca kurumların görmezden geldiğini ortaya koyuyor. Bir gazetecinin fark ettiği hesaplamaları, yetkililerin “fark etmemesi” mümkün mü? Değil. Demek ki mesele fark etmemek değil, görmezden gelmek.
“Yıkıyoruz” dediniz, yıkmadınız. “Modern stat” dediniz, ortada stat yok. “Geçici” dediniz, üç yıl geçti.
Bu süreçte Erzurumspor ne kazandı? Hiçbir şey.
Ne kaybetti? Saymakla bitmez.
Tribün gelirleri gitti. İç saha baskısı bitti. Taraftarın stada olan güveni sarsıldı. Şehrin imajı yerle bir edildi.
Bugün kale arkalarının açılmasını müjde gibi sunanlara şunu söylemek istiyorum: Bu bir lütuf değil. Bu, gecikmiş bir mecburiyettir. Hakkı üç yıl sonra iade edip alkış beklemek, bu şehrin aklıyla alay etmektir.
Daha vahimi şu ciddiyetsizliktir: Bir gün “çürük”, bir gün “makyaj”, bir gün “aslında sağlam”.
Bir şehir böyle yönetilmez. Bir kamu malı böyle ele alınmaz. Bir futbol kulübünün kaderi böyle “bakalım”larla belirlenmez.
Onur Sağsöz gazetecilik görevini yapmıştır. Erzurum Teknik Üniversitesi bilimsel sorumluluğunu yerine getirmiştir. Şimdi geriye tek bir soru kalıyor: Bu üç yılın hesabını kim verecek?
Kaybedilen paranın hesabı nerede? Kaybedilen puanların hesabı kime sorulacak? Bu şehirle alay eden anlayış, hangi yüzle protokol tribününe oturacak?
Kazım Karabekir Stadı çürük değilmiş. Ama bu kararı yıllarca askıda tutan zihniyet, ne yazık ki çürümüş.
Ve şunu herkes bilsin: Dadaş unutmaz. Bu şehir unutmaz. Bu dosya da burada kapanmaz.
