DİJİTAL DİLENCİLİK

Şanlıurfa’da bir dilencinin önünde görülen POS cihazı, “nakit yok” mazeretini tarihe gömerken dijitalleşmenin sokaktaki en çarpıcı hâlini gözler önüne serdi. Merhametin bile temassız ödemeye geçtiği bu yeni dönemi, gülerek ama düşünerek okuyacaksınız.

Hakan Muhtar

27.02.2026 22:49:00

Tarih: 27.02.2026 22:49 Güncelleme: 27.02.2026 22:49

Şanlıurfa’da bir vatandaşın sesi yankılandı:
“Rüyamda görsem inanmam. Dilencinin önünde POS cihazı var. Böyle bir şey olabilir mi?”

Oluyormuş sevgili okurlar. Hem de temassız.

O görüntü Şanlıurfa sokaklarında çekildi ama aslında hepimizin zihninde patlayan bir bildirim sesi gibiydi: “Yeni özellik; ‘Dijital Dilencilik 2.0’ yüklendi.”

Memleket olarak dijitalleşme sürecini biraz yanlış anlamış olabilir miyiz? Hani e-Devlet, e-imza, e-fatura falan derken bir baktık ki “e-dilenci”ye geçmişiz. Yakında App Store’da “Beggar Pro – Reklamsız Sürüm” görürsek şaşırmayın.

NAKİT YOK ABLA, QR VAR

Eskiden klasik replik şuydu:
“Abla, Allah rızası için bir lira…”

Şimdi versiyon güncellendi:
“Abla, nakit yoksa QR okutsan da olur.”

Bir düşünün. Cüzdanı evde unutmuşsunuz. “Oh be” diyorsunuz, “Bugün kimseye bozuk aramak yok.” Derken köşede bir teyze:
“Evladım, temassız geçiyor.”

Artık “Bozuk yok” bahanemiz de tarihe karıştı. Çünkü POS cihazı var. Hem de ışıklı, ekranlı, taksit seçenekli. Bir de kampanya başlatırlarsa şaşırmam:
“Bu ay 3 bağış yapana 4’üncüsü bedava!”

Teknoloji tarafsızdır derler. Doğru. POS cihazı masum. Ama onu dilencinin önünde görünce insanın aklına ister istemez şu geliyor: Biz nerede “level” atladık?

DİLENCİLİKTE PREMİUM DÖNEM

Bakın, kabul edelim. Bizim insanımız pratik zekâlıdır. Dünya Mars’a koloni kurmayı konuşurken biz sokakta fintech inovasyonu yapıyoruz.

Finans teknolojileri zirvesine konuşmacı olarak çağrılsa şaşırmam:
“Panelimizin konusu: Sokak Ekonomisi’nde Temassız Dönüşüm.”

Moderatör soruyor:
“Bu fikri nasıl geliştirdiniz?”
Cevap:
“Nakit taşımayan müşteri segmentini kaçırmak istemedik.”

Sevgili okurlar, olay o kadar absürt ki kahkaha atmadan duramıyorsunuz. Ama kahkahamız biraz sinirden.

Eskiden mendil satılırdı. Çiçek satılırdı. Şimdi “Bağış paketi” var. Belki yakında abonelik sistemi gelir:
“Aylık 99 TL’ye sınırsız sevap.”

MERHAMETTE TEMASSIZ ÖDEME

Eskiden yardım etmek bir ritüeldi. Cebinden bozuk para çıkarırdın. Göz göze gelirdin. İçinden bir muhasebe yapardın.

Şimdi kartı uzatıyorsun: Bip.

Vicdan: “İşlem başarılı.”

Banka: “Tebrikler, iyilik yaptınız.”

Belki yakında mobil bankacılık uygulaması bildirim atar:
“Bu ay 3. kez yardım yaptınız. Bronz merhamet rozeti kazandınız.”

Biz merhameti bile puan sistemine bağlayacak kadar dijitalleştik.

Bir gün kredi kartı ekstresinde şu satırı görürsek şaşırmayın:

  • Market
  • Akaryakıt
  • Online alışveriş
  • Sokak Bağışı (Temassız)

Ekstreye bakıp eşine açıklama yapıyorsun:
“Hayatım, o indirimli sevap kampanyasıydı.”

ORGANİZE Mİ YOKSA START-UP MI?

İnsan ister istemez düşünüyor: Bu bireysel bir girişim mi, yoksa organize bir yapı mı?

Eğer organizeyse, girişimcilik ruhuna saygı mı duyalım, yoksa iç mali denetim mi isteyelim?

Bir hayal edin:
“Dilencilik A.Ş.”
Slogan: “Sokakta Güvenli ve Pratik Bağış Deneyimi.”

Yatırım turu yapıyorlar:
“Geçen çeyrekte %40 büyüdük. Nakit akışımız çok güçlü.”

Borsaya açılırlarsa şaşırmam. Halka arz:
“Talep toplama süreci başladı. Lot başı 1 sevap.”

Gülüyorsunuz ama mesele şu: Bu görüntü bize artık hiçbir şeyin şaşırtıcı gelmediğini gösteriyor. Asıl trajikomik olan bu.

“BOZUK YOK” DÖNEMİ BİTTİ

Biz yıllardır “nakit taşımıyorum” diye geziyoruz. Cüzdan inceldi, kartlar çoğaldı. Sokakta biri para isteyince refleks cümle:
“Üzerimde nakit yok.”

Artık o savunma düştü.

Dilenci: “QR var.”
Sen: “…”

Sistem seni köşeye sıkıştırdı. Teknoloji herkese eşit davranıyor.

Yakında NFC’li tesbih görürsek şaşırmayacağım. “Okut, sevabın hesaba düşsün.”

SOSYAL MEDYA ÇILDIRDI

O görüntü sosyal medyada yayıldı. Yorumlar şahane:

“Türkiye 5G’ye geçmeden 5G sevaba geçti.”
“Premium dilencilik paketi.”
“Apple Pay kabul ediliyor mu?”

Memleket olarak mizah üretiminde dünya markasıyız. Acıdan komedi çıkarma konusunda Nobel verilse kapışırız.

Ama her kahkahanın altında bir soru işareti var:
Bu iş nereye gidiyor?

YARIN NE GÖRECEĞİZ?

Bugün POS cihazı.

Yarın ne?

“Bağış için link bio’da.”
“Influencer dilencilik.”
“Canlı yayında süper chat ile yardım.”

Bir gün biri çıkar, “Sevap coin” çıkarırsa şaşırmam. Kripto piyasasında yeni token:
$SADAKA

Whitepaper’ı hazır:
“Merkeziyetsiz merhamet ağı.”

Blockchain’e yazılmış iyilik. Madencilik yerine “hayırseverlik.”

Okurken bile kahkaha geliyor insana ama vallahi şaşırmam.

SOSYAL DEVLET Mİ SOSYAL MEDYA MI?

İşin şaka kısmı bir yana, insan düşünmeden edemiyor. Gerçekten ihtiyacı olan biri varsa, neden sokakta POS’la dilenmek zorunda?

Ama köşe yazısı komedi istiyor, biz de gülmeye devam edelim.

Belki bir gün belediyeler duyuru yapar:
“Lütfen yardımlarınızı resmî kanallardan yapınız. Sokak POS’larına dikkat.”

Uyarı levhası:
“Bu bölgede korsan sevap toplanmaktadır.”

KARTLA İYİLİK YAPMA KONFORU

Aslında en komik taraf şu: Biz de bu sisteme hazırız.

Çünkü hız çağındayız.
Yemek? 10 dakikada kapında.
Taksi? Uygulamada.
Alışveriş? Tek tık.

İyilik? Temassız.

Sabır yok. Durmak yok. Muhasebe yok.

Kartı uzat, “bip”, devam et.

Belki de bizi rahatsız eden POS cihazı değil; kendi hızımız.

TÜRK İNSANININ PRATİK ZEKÂSI

Kabul edelim, dünyada böyle bir inovasyon kolay kolay çıkmaz.

Silicon Valley duysa workshop yapar:
“Street-Level Fintech Adaptation in Emerging Markets.”

Konferans başlığı:
“From Cash Bowl to Contactless: A Case Study.”

Konuşmacı alkış alıyor. Sunum bitince yatırımcı soruyor:
“Scaling planınız nedir?”

Cevap hazır:
“Bayilik veriyoruz.”

Sevgili okurlar, biz güleriz ama dünya bu işe akademik makale yazar.

GÜLERİZ AĞLANACAK HÂLİMİZE

O POS cihazı küçük bir alet.

Ama etkisi büyük.

Bize şunu öğretti:
Bu ülkede hiçbir şey imkânsız değildir.

Bir gün uzayda Türk kahvesi içildiğini görürsek şaşırmayın. Yanında lokum, QR kodlu.

Dijitalleşmek mi? Olduk.
Tasarımda marka mıyız? Fazlasıyla.
Şaşkın mıyız? Biraz.
Gülüyor muyuz? Mecburen.

Ama şunu unutmayalım: Biz her şeyi mizaha vururuz. Bu bizim savunma mekanizmamızdır.

O görüntü belki birkaç gün sonra unutulacak. Yeni bir viral video gelecek. Yeni bir şaşkınlık.

Ama bir cümle tarihe geçti:

“Rüyamda görsem inanmam.”

İşte biz o rüyayı yaşıyoruz.

Alarm sesi yerine POS cihazının “bip” sesiyle uyanıyoruz.

Hadi kartları hazırlayın.

Sevap temassız.



Hakan Muhtar


DİJİTAL DİLENCİLİK

Şanlıurfa’da bir dilencinin önünde görülen POS cihazı, “nakit yok” mazeretini tarihe gömerken dijitalleşmenin sokaktaki en çarpıcı hâlini gözler önüne serdi. Merhametin bile temassız ödemeye geçtiği bu yeni dönemi, gülerek ama düşünerek okuyacaksınız.


Şanlıurfa’da bir vatandaşın sesi yankılandı:
“Rüyamda görsem inanmam. Dilencinin önünde POS cihazı var. Böyle bir şey olabilir mi?”

Oluyormuş sevgili okurlar. Hem de temassız.

O görüntü Şanlıurfa sokaklarında çekildi ama aslında hepimizin zihninde patlayan bir bildirim sesi gibiydi: “Yeni özellik; ‘Dijital Dilencilik 2.0’ yüklendi.”

Memleket olarak dijitalleşme sürecini biraz yanlış anlamış olabilir miyiz? Hani e-Devlet, e-imza, e-fatura falan derken bir baktık ki “e-dilenci”ye geçmişiz. Yakında App Store’da “Beggar Pro – Reklamsız Sürüm” görürsek şaşırmayın.

NAKİT YOK ABLA, QR VAR

Eskiden klasik replik şuydu:
“Abla, Allah rızası için bir lira…”

Şimdi versiyon güncellendi:
“Abla, nakit yoksa QR okutsan da olur.”

Bir düşünün. Cüzdanı evde unutmuşsunuz. “Oh be” diyorsunuz, “Bugün kimseye bozuk aramak yok.” Derken köşede bir teyze:
“Evladım, temassız geçiyor.”

Artık “Bozuk yok” bahanemiz de tarihe karıştı. Çünkü POS cihazı var. Hem de ışıklı, ekranlı, taksit seçenekli. Bir de kampanya başlatırlarsa şaşırmam:
“Bu ay 3 bağış yapana 4’üncüsü bedava!”

Teknoloji tarafsızdır derler. Doğru. POS cihazı masum. Ama onu dilencinin önünde görünce insanın aklına ister istemez şu geliyor: Biz nerede “level” atladık?

DİLENCİLİKTE PREMİUM DÖNEM

Bakın, kabul edelim. Bizim insanımız pratik zekâlıdır. Dünya Mars’a koloni kurmayı konuşurken biz sokakta fintech inovasyonu yapıyoruz.

Finans teknolojileri zirvesine konuşmacı olarak çağrılsa şaşırmam:
“Panelimizin konusu: Sokak Ekonomisi’nde Temassız Dönüşüm.”

Moderatör soruyor:
“Bu fikri nasıl geliştirdiniz?”
Cevap:
“Nakit taşımayan müşteri segmentini kaçırmak istemedik.”

Sevgili okurlar, olay o kadar absürt ki kahkaha atmadan duramıyorsunuz. Ama kahkahamız biraz sinirden.

Eskiden mendil satılırdı. Çiçek satılırdı. Şimdi “Bağış paketi” var. Belki yakında abonelik sistemi gelir:
“Aylık 99 TL’ye sınırsız sevap.”

MERHAMETTE TEMASSIZ ÖDEME

Eskiden yardım etmek bir ritüeldi. Cebinden bozuk para çıkarırdın. Göz göze gelirdin. İçinden bir muhasebe yapardın.

Şimdi kartı uzatıyorsun: Bip.

Vicdan: “İşlem başarılı.”

Banka: “Tebrikler, iyilik yaptınız.”

Belki yakında mobil bankacılık uygulaması bildirim atar:
“Bu ay 3. kez yardım yaptınız. Bronz merhamet rozeti kazandınız.”

Biz merhameti bile puan sistemine bağlayacak kadar dijitalleştik.

Bir gün kredi kartı ekstresinde şu satırı görürsek şaşırmayın:

  • Market
  • Akaryakıt
  • Online alışveriş
  • Sokak Bağışı (Temassız)

Ekstreye bakıp eşine açıklama yapıyorsun:
“Hayatım, o indirimli sevap kampanyasıydı.”

ORGANİZE Mİ YOKSA START-UP MI?

İnsan ister istemez düşünüyor: Bu bireysel bir girişim mi, yoksa organize bir yapı mı?

Eğer organizeyse, girişimcilik ruhuna saygı mı duyalım, yoksa iç mali denetim mi isteyelim?

Bir hayal edin:
“Dilencilik A.Ş.”
Slogan: “Sokakta Güvenli ve Pratik Bağış Deneyimi.”

Yatırım turu yapıyorlar:
“Geçen çeyrekte %40 büyüdük. Nakit akışımız çok güçlü.”

Borsaya açılırlarsa şaşırmam. Halka arz:
“Talep toplama süreci başladı. Lot başı 1 sevap.”

Gülüyorsunuz ama mesele şu: Bu görüntü bize artık hiçbir şeyin şaşırtıcı gelmediğini gösteriyor. Asıl trajikomik olan bu.

“BOZUK YOK” DÖNEMİ BİTTİ

Biz yıllardır “nakit taşımıyorum” diye geziyoruz. Cüzdan inceldi, kartlar çoğaldı. Sokakta biri para isteyince refleks cümle:
“Üzerimde nakit yok.”

Artık o savunma düştü.

Dilenci: “QR var.”
Sen: “…”

Sistem seni köşeye sıkıştırdı. Teknoloji herkese eşit davranıyor.

Yakında NFC’li tesbih görürsek şaşırmayacağım. “Okut, sevabın hesaba düşsün.”

SOSYAL MEDYA ÇILDIRDI

O görüntü sosyal medyada yayıldı. Yorumlar şahane:

“Türkiye 5G’ye geçmeden 5G sevaba geçti.”
“Premium dilencilik paketi.”
“Apple Pay kabul ediliyor mu?”

Memleket olarak mizah üretiminde dünya markasıyız. Acıdan komedi çıkarma konusunda Nobel verilse kapışırız.

Ama her kahkahanın altında bir soru işareti var:
Bu iş nereye gidiyor?

YARIN NE GÖRECEĞİZ?

Bugün POS cihazı.

Yarın ne?

“Bağış için link bio’da.”
“Influencer dilencilik.”
“Canlı yayında süper chat ile yardım.”

Bir gün biri çıkar, “Sevap coin” çıkarırsa şaşırmam. Kripto piyasasında yeni token:
$SADAKA

Whitepaper’ı hazır:
“Merkeziyetsiz merhamet ağı.”

Blockchain’e yazılmış iyilik. Madencilik yerine “hayırseverlik.”

Okurken bile kahkaha geliyor insana ama vallahi şaşırmam.

SOSYAL DEVLET Mİ SOSYAL MEDYA MI?

İşin şaka kısmı bir yana, insan düşünmeden edemiyor. Gerçekten ihtiyacı olan biri varsa, neden sokakta POS’la dilenmek zorunda?

Ama köşe yazısı komedi istiyor, biz de gülmeye devam edelim.

Belki bir gün belediyeler duyuru yapar:
“Lütfen yardımlarınızı resmî kanallardan yapınız. Sokak POS’larına dikkat.”

Uyarı levhası:
“Bu bölgede korsan sevap toplanmaktadır.”

KARTLA İYİLİK YAPMA KONFORU

Aslında en komik taraf şu: Biz de bu sisteme hazırız.

Çünkü hız çağındayız.
Yemek? 10 dakikada kapında.
Taksi? Uygulamada.
Alışveriş? Tek tık.

İyilik? Temassız.

Sabır yok. Durmak yok. Muhasebe yok.

Kartı uzat, “bip”, devam et.

Belki de bizi rahatsız eden POS cihazı değil; kendi hızımız.

TÜRK İNSANININ PRATİK ZEKÂSI

Kabul edelim, dünyada böyle bir inovasyon kolay kolay çıkmaz.

Silicon Valley duysa workshop yapar:
“Street-Level Fintech Adaptation in Emerging Markets.”

Konferans başlığı:
“From Cash Bowl to Contactless: A Case Study.”

Konuşmacı alkış alıyor. Sunum bitince yatırımcı soruyor:
“Scaling planınız nedir?”

Cevap hazır:
“Bayilik veriyoruz.”

Sevgili okurlar, biz güleriz ama dünya bu işe akademik makale yazar.

GÜLERİZ AĞLANACAK HÂLİMİZE

O POS cihazı küçük bir alet.

Ama etkisi büyük.

Bize şunu öğretti:
Bu ülkede hiçbir şey imkânsız değildir.

Bir gün uzayda Türk kahvesi içildiğini görürsek şaşırmayın. Yanında lokum, QR kodlu.

Dijitalleşmek mi? Olduk.
Tasarımda marka mıyız? Fazlasıyla.
Şaşkın mıyız? Biraz.
Gülüyor muyuz? Mecburen.

Ama şunu unutmayalım: Biz her şeyi mizaha vururuz. Bu bizim savunma mekanizmamızdır.

O görüntü belki birkaç gün sonra unutulacak. Yeni bir viral video gelecek. Yeni bir şaşkınlık.

Ama bir cümle tarihe geçti:

“Rüyamda görsem inanmam.”

İşte biz o rüyayı yaşıyoruz.

Alarm sesi yerine POS cihazının “bip” sesiyle uyanıyoruz.

Hadi kartları hazırlayın.

Sevap temassız.

  • BIST 100

    16585,73%-1,05
  • DOLAR

    43,92% 0,12
  • EURO

    51,91% 0,09
  • GRAM ALTIN

    7434,92% 1,41
  • Ç. ALTIN

    11883,52% 0,57
  • Cumartesi 7.5 ° / 5.4 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Pazar 9.6 ° / 6.2 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Pazartesi 11.5 ° / 4.7 ° Güneşli

İstanbul

28.02.2026

  • İMSAK 06:09
  • GÜNEŞ 07:33
  • ÖĞLE 13:22
  • İKİNDİ 16:27
  • AKŞAM 19:00
  • YATSI 20:19