Baharın Ayak Sesleri

Bahar, hem doğayı hem de ruhumuzu sarsan bir devinimle geliyor. Gökyüzü gürler, ağaçlar uyanır, şehir ve insan yeniden nefes alır. Kaygılar ertelenir, umut ve özgürlük tohumları etrafa serpilir. Özlem Aykar, baharın sarhoşluğunu ve yenilenmenin büyüsünü okuyucusuna aktarıyor.

Özlem Aykar

14.03.2026 16:23:00

Tarih: 14.03.2026 16:23 Güncelleme: 14.03.2026 16:23

Ahh bahar! Kutsal bir devinimle yankılanıyorsun. Tereddütsüz bir ahenkle esiveren rüzgar, zamanla yarışıyor bu ara; kaygısızlığın uysal eteklerini savuruyor. Biliyorum, bahar öyle sakince sunmayacak inceliğini; rengarenk giyinip ansızın salınmayacak o zarif endamıyla karşımızda. Esecek, gürleyecek gökyüzü; titretecek, üşütecek, ürpertecek belki. Köklerin sağlamlığını sınayacak, dayanamayacak olanları uyaracak, kırılma ihtimali yüksek eşikleri zorlayacak.

Mevsim, yenilenmeye, arınmaya ve soğuyan tonları terk edip göz alıcı renklere bürünmeye muktedir. Toprak, derin uykusundan gerinerek uyanacak. Ağaçlar köklerinin suya kavuşmasının coşkusuyla yeşil urbalar giyecek; doğa, kırmızı ve morun, pembenin gülümsemesiyle canlanacak, göğün ve denizin mavisiyle buluşacak.

Yürümeyi, mevsim gözetmeksizin seviyorum. Kasım’dan Mart’a kadar başına buyruk esip, sert ve hoyrat davranan kış; geçmişi silip geçerken insanın iç sesini dinlemesinin arabulucusudur aslında. Şehrin az sayıda kalan oksijen kaynaklarında yürürken, sahil boyu veya korularda, sessizlikler çoğalıyor, düşünceler derinleşiyor. Vitesi boşa almış gibi akıp giden zaman, durmaksızın bir şeyleri yıkıp yeniliyor.

Sonra bir bakıyorum; o çetin mücadelenin izlerini silip süpürüyor bahar, güneş arsızca tepemde parlıyor. Kasvet ve efsuni karanlık soyunuyor; çalıkuşları ve serçeler muştular fısıldıyor. Sahil boyunca şahlanan kısacık ömürlü erguvanlar, kaygıyı erteliyor, telaşı dindiriyor. Işık hükmünü, ilk kararsız insan yüzlerinde kuruyor; öne eğilmiş bakışlar doğruluyor yavaş yavaş. Hareketsizliğin ölgün kolları çözülüyor, ıssızlık bilinci raflara itinayla yerleştiriliyor.

Kozasını yırtan kelebekler, özgürlüğe uçarken kanatlarında taşıdıkları sevgi ve aşk tohumlarını serpiştiriyor insanlığın üstüne. Beton kabuklu duvarlar uyanıyor; tıpkı toprak gibi, doğa gibi, o yumak yumak sarılmış tin uyanıyor. Ve biz; kent insanları, yaşamın ağırlığına rağmen kaygı ve kavganın ortasında, nisan yağmurlarının kuşatmasını bekliyoruz.

Alın gardınızı, kuşanın zırhınızı! Damarlarımızdan hücrelerimize ilerleyip akın akın ruha karışacak bahar sarhoşluğunun istilası yakın…



Özlem Aykar


Baharın Ayak Sesleri

Bahar, hem doğayı hem de ruhumuzu sarsan bir devinimle geliyor. Gökyüzü gürler, ağaçlar uyanır, şehir ve insan yeniden nefes alır. Kaygılar ertelenir, umut ve özgürlük tohumları etrafa serpilir. Özlem Aykar, baharın sarhoşluğunu ve yenilenmenin büyüsünü okuyucusuna aktarıyor.


Ahh bahar! Kutsal bir devinimle yankılanıyorsun. Tereddütsüz bir ahenkle esiveren rüzgar, zamanla yarışıyor bu ara; kaygısızlığın uysal eteklerini savuruyor. Biliyorum, bahar öyle sakince sunmayacak inceliğini; rengarenk giyinip ansızın salınmayacak o zarif endamıyla karşımızda. Esecek, gürleyecek gökyüzü; titretecek, üşütecek, ürpertecek belki. Köklerin sağlamlığını sınayacak, dayanamayacak olanları uyaracak, kırılma ihtimali yüksek eşikleri zorlayacak.

Mevsim, yenilenmeye, arınmaya ve soğuyan tonları terk edip göz alıcı renklere bürünmeye muktedir. Toprak, derin uykusundan gerinerek uyanacak. Ağaçlar köklerinin suya kavuşmasının coşkusuyla yeşil urbalar giyecek; doğa, kırmızı ve morun, pembenin gülümsemesiyle canlanacak, göğün ve denizin mavisiyle buluşacak.

Yürümeyi, mevsim gözetmeksizin seviyorum. Kasım’dan Mart’a kadar başına buyruk esip, sert ve hoyrat davranan kış; geçmişi silip geçerken insanın iç sesini dinlemesinin arabulucusudur aslında. Şehrin az sayıda kalan oksijen kaynaklarında yürürken, sahil boyu veya korularda, sessizlikler çoğalıyor, düşünceler derinleşiyor. Vitesi boşa almış gibi akıp giden zaman, durmaksızın bir şeyleri yıkıp yeniliyor.

Sonra bir bakıyorum; o çetin mücadelenin izlerini silip süpürüyor bahar, güneş arsızca tepemde parlıyor. Kasvet ve efsuni karanlık soyunuyor; çalıkuşları ve serçeler muştular fısıldıyor. Sahil boyunca şahlanan kısacık ömürlü erguvanlar, kaygıyı erteliyor, telaşı dindiriyor. Işık hükmünü, ilk kararsız insan yüzlerinde kuruyor; öne eğilmiş bakışlar doğruluyor yavaş yavaş. Hareketsizliğin ölgün kolları çözülüyor, ıssızlık bilinci raflara itinayla yerleştiriliyor.

Kozasını yırtan kelebekler, özgürlüğe uçarken kanatlarında taşıdıkları sevgi ve aşk tohumlarını serpiştiriyor insanlığın üstüne. Beton kabuklu duvarlar uyanıyor; tıpkı toprak gibi, doğa gibi, o yumak yumak sarılmış tin uyanıyor. Ve biz; kent insanları, yaşamın ağırlığına rağmen kaygı ve kavganın ortasında, nisan yağmurlarının kuşatmasını bekliyoruz.

Alın gardınızı, kuşanın zırhınızı! Damarlarımızdan hücrelerimize ilerleyip akın akın ruha karışacak bahar sarhoşluğunun istilası yakın…

  • BIST 100

    16088,00%-1,23
  • DOLAR

    44,16% 0,22
  • EURO

    50,49% -0,78
  • GRAM ALTIN

    7134,90% -0,98
  • Ç. ALTIN

    11685,77% -0,65
  • Cumartesi 12 ° / 6.2 ° Güneşli
  • Pazar 11.9 ° / 6.3 ° false
  • Pazartesi 11.6 ° / 8 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı

İstanbul

14.03.2026

  • İMSAK 05:47
  • GÜNEŞ 07:11
  • ÖĞLE 13:18
  • İKİNDİ 16:37
  • AKŞAM 19:16
  • YATSI 20:35