Ortadoğu’da tansiyon kritik eşiği aştı. Sabah saatlerinde başlayan karşılıklı operasyonlar, Körfez bölgesinde doğrudan askeri noktaların hedef alınmasıyla yeni bir safhaya geçti. Bölgedeki ABD askeri varlığına yönelik füze saldırıları, hava savunma sistemlerinin devreye girmesine neden oldu.
Yetkililerden yapılan açıklamalara göre, Körfez’de konuşlu bazı askeri tesisler balistik füze saldırılarının hedefi oldu. Özellikle donanma unsurlarının bulunduğu üs çevresinde yoğun duman yükseldiği bildirildi. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde patlama sonrası alarm durumuna geçildiği görüldü.
Bir Körfez ülkesinin savunma bakanlığı ise hava sahasına giren bir füzenin Patriot hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Olayın ardından hava sahası geçici olarak uçuşlara kapatıldı. Sivil havacılık trafiğinde aksamalar yaşanırken, güvenlik protokolleri en üst seviyeye çıkarıldı.
Bölgedeki bir diğer başkentte patlama sesleri duyulduğu ve hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiği bildirildi. Resmi makamlar, kamu düzenini korumak amacıyla vatandaşlara zorunlu olmadıkça ana yolları kullanmamaları çağrısında bulundu.
Gerilim, sabah saatlerinde başlatılan geniş çaplı hava operasyonlarıyla tırmandı. Birden fazla kentin hedef alındığı saldırılarda askeri ve stratejik noktaların vurulduğu açıklandı. Saldırının ardından bölgede olağanüstü hal ilan edilirken, sirenler çaldı ve halk sığınaklara yönlendirildi.
Operasyona karşılık olarak onlarca balistik füzenin ateşlendiği duyuruldu. Askeri kaynaklar, saldırıların “orantılı karşılık” kapsamında gerçekleştirildiğini savundu. Ancak bölgesel güvenlik uzmanları, doğrudan üslerin hedef alınmasının krizi farklı bir boyuta taşıdığı görüşünde birleşiyor.
Uzmanlara göre Körfez’deki askeri dengelerin sarsılması, enerji piyasalarından küresel ticarete kadar birçok alanı etkileyebilir. Hava sahalarının kapatılması, petrol sevkiyat yolları üzerindeki risklerin artması ve diplomatik temasların askıya alınması ihtimali, uluslararası kamuoyunu endişelendiriyor.
ABD ve müttefiklerinin bölgedeki askeri varlığı uzun süredir stratejik denge unsuru olarak görülüyordu. Ancak doğrudan üslerin hedef alınması, gerilimin kontrolsüz bir tırmanışa evrilme riskini artırıyor. Diplomatik kanalların açık tutulup tutulamayacağı ise önümüzdeki saatlerde netlik kazanacak.
Körfez’de başlayan füze krizi yalnızca iki ülke arasındaki gerilim olarak değerlendirilmiyor. Karşılıklı hamleler, bölgesel savaş ihtimalini güçlendirirken dünya kamuoyu gelişmeleri yakından izliyor. Yeni açıklamalar ve olası diplomatik girişimler, sürecin seyrini belirleyecek.