Katarakt sadece yaşlıların kapısını çalmıyor!

Katarakt sadece yaşlıların kapısını çalmıyor!

Tarih: 24.03.2026 14:44 Güncelleme: 24.03.2026 14:44
Katarakt sadece yaşlıların kapısını çalmıyor!
Haberi Sesli Oku

Genel olarak yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edilen katarakt, son yıllarda tıp dünyasında şaşırtan bir değişimle gündemde. Doğal göz merceğinin saydamlığını yitirerek görmenin bulanıklaşmasıyla ortaya çıkan bu tablo, artık sadece yaşlıların kapısını çalmıyor; 30’lu ve 40’lı yaşlarda birçok kişi de göz hekimlerine başvuruyor.

İSTANBUL (İGFA) - Genellikle 50 yaşından sonra görmeye alışkın olduğumuz katarakt, artık gençlerin de görme kalitesini tehdit ediyor.

Prof. Dr. Kadriye Ufuk Elgin erken yaşta kataraktın en önemli nedeninin genetik miras olduğunu belirterek, “Eğer kişinin aile öyküsünde, özellikle birinci derece akrabalarında katarakt gelişimi varsa, bu durum bireyin mercek yapısının çok daha erken yaşlarda bozulmasına zemin hazırlıyor.” dedi. Genetik kadar modern dünyanın beraberinde getirdiği kronik sağlık sorunlarının da kataraktı yine erken yaşlarda tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Elgin, “Kontrolsüz seyreden diyabet, yüksek tansiyon, obezite ve göz içi basıncı katarakt sürecini hızla öne çekiyor” ifadelerini kullandı.

ÇOCUKLUKTAKİ GÖZ KAZALARI KATARAKTI TETİKLİYOR

Erken kataraktta bir diğer sebep ise göz travmaları.

Prof. Dr. Elgin, küçük yaşlarda yaşanan spor yaralanmaları veya kazalar sonucunda göze alınan sert darbelerin etkisinin yıllar sonra katarakt olarak ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Ayrıca ultraviyole ışınlarının etkisi ve sigara kullanımı genç yaştaki kataraktın "gizli suçluları” arasında yer aldığını söylüyor.

GENÇ YAŞTA KATARAKT NASIL ÖNLENİR?

Prof. Dr. Elgin, erken başlangıçlı katarakttan korunmak için UV ışınlarını engelleyen güneş gözlüğü takmak, sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, diyabeti kontrol altında tutmak ve antioksidanlar açısından zengin bir beslenmenin faydalı olacağını söylüyor. Hem katarakt hem de diğer teşhis edilmemiş göz hastalıkları için düzenli göz muayenesinin öneminin altını çizdi.. Kataraktın ilaçla tedavisinin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Elgin, “Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat genellikle damla anestezisi ile yapılır. Gerekli durumlarda sedasyon veya genel anestezi uygulanabilir. Hasta, ameliyattan sonra aynı gün taburcu edilebilir ve ertesi gün sosyal yaşantısına dönebilir. Kataraktın tedavisinde uzun yıllardır fakoemülsifikasyon yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemde ses dalgaları (Ultrasound) ile kataraktlı lens göz içinde parçalanıp dışarı alınır ve yerine yeni bir mercek yerleştirilir” diye konuştu.

Son yıllarda klasik tek odaklı merceklerin yerini çok odaklı premium (akıllı) göz içi lenslerin de tedavide öne çıktığını aktaran Prof. Dr. Elgin, bu mercekler sayesinde hastalar hem katarakttan kurtuluyor hem de diğer kırma kusurlarının tedavi edilmesiyle net bir görüşe kavuşabildiğini söyledi.

Yorum