Feti Yıldız’dan “Umut Hakkı” Açıklaması: İnfaz Kanunu ve TMK Maddelerini Hatırlattı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “umut hakkı” tartışmalarına ilişkin paylaşımında İnfaz Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’ndaki koşullu salıverme hükümlerine dikkat çekti

Tarih: 05.02.2026 16:02 Güncelleme: 05.02.2026 16:06
Feti Yıldız’dan “Umut Hakkı” Açıklaması: İnfaz Kanunu ve TMK Maddelerini Hatırlattı
Haberi Sesli Oku

Feti Yıldız’dan “Umut Hakkı” Tartışmasına Hukuki Hatırlatma: Hangi Suçlarda Tahliye Umudu Yok?

Türkiye Haber Kanalı | Politika

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Hukuk İşlerinden Sorumlu isimlerden biri olan Feti Yıldız, son günlerde kamuoyunda yeniden gündeme gelen “umut hakkı” tartışmalarına ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Yıldız, özellikle ağırlaştırılmış müebbet cezaları ve bu cezaların infazında uygulanan koşullu salıverme hükümlerine ilişkin mevzuat maddelerini hatırlatarak, hukuki tartışmaların yürütülürken ilgili kanunlara bakılmasının haber ve yorumun değerini artıracağını vurguladı.

“Mevzuata bakmadan yorum yapılması yanıltıcı olur”

Açıklamasına medya mensuplarına seslenerek başlayan Yıldız, hukuki başlıklarda yapılan yorumların ve haber dilinin, ilgili yasal düzenlemeler görülmeden eksik kalabileceğini ifade etti.

Bu çerçevede Yıldız, Türkiye’de infaz rejimini düzenleyen İnfaz Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu (TMK) hükümlerini örnek gösterdi.

İnfaz Kanunu: Koşullu salıverilme süreleri hangi durumlarda değişiyor?

Yıldız’ın aktardığına göre, İnfaz Kanunu’nda bazı ağır cezalar için belirli süreler sonunda koşullu salıverilme hakkı doğabiliyor. Ancak bu sürelerin tamamlanması, doğrudan tahliye anlamına gelmiyor.

  • Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan hükümlüler, normal şartlarda 30 yıl infaz süresini tamamladıklarında koşullu salıverilme hakkı elde edebiliyor.
  • Eğer suç, örgüt kurmak/yönetmek veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, koşullu salıverilme için gereken süre 36 yıla kadar çıkabiliyor.

Yıldız, burada önemli bir ayrıntıya işaret ederek, bu sürelerin dolmasının “otomatik tahliye” anlamına gelmediğini, koşullu salıverilme sürecinin ayrıca değerlendirildiğini belirtti.

“Tahliye umudu olmayan” ağırlaştırılmış müebbet cezaları

Yıldız’ın açıklamasında öne çıkan en kritik bölüm ise bazı suç tiplerinde koşullu salıverilme hükümlerinin tamamen devre dışı bırakılması oldu.

Buna göre; Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bazı başlıklarda, suçun bir örgütün faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkûm edilen kişiler için koşullu salıverilme hükümleri uygulanmıyor.

Bu durumda hükümlülerin cezası, pratikte ölünceye kadar infaz edilen bir hapis haline geliyor.

Yıldız’ın dikkat çektiği suç grupları, TCK’da şu bölümler altında yer alıyor:

  • Devletin güvenliğine karşı suçlar
  • Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar
  • Milli savunmaya karşı suçlar

TMK’da da benzer düzenleme var

Feti Yıldız, Terörle Mücadele Kanunu’nda da koşullu salıverilme konusunda benzer bir çerçevenin bulunduğunu hatırlattı.

TMK’da yer alan ilgili hükme göre, bazı terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet cezası alan kişiler koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamıyor. Bu kişiler açısından ağırlaştırılmış müebbetin infazı, ölünceye kadar devam ediyor.

“Umut hakkı” tartışması neyi ifade ediyor?

Yıldız’ın paylaşımında “umut hakkı” kavramı da ayrı bir başlık olarak yer aldı. Kamuoyunda sıkça tartışılan bu kavram, ömür boyu hapis cezalarında hükümlünün ileride özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin bulunması gerektiği görüşüne dayanıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) çeşitli kararlarında, belirli bir tahliye ihtimali olmadan yaşam boyu hapis cezası çekmenin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi kapsamında “insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele” başlığıyla ihlal oluşturabileceğine hükmettiği biliniyor.

Yıldız, bu noktada hem iç hukuk düzenlemelerinin hem de uluslararası hukuk çerçevesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ima eden bir yaklaşım sergiledi.

Gözler yeni tartışma başlıklarında

Feti Yıldız’ın açıklaması, özellikle “umut hakkı” ve ağırlaştırılmış müebbet cezalarının infazı konusunda son dönemde artan tartışmaların ortasında geldi.

Hukuk çevreleri, AİHM kararları ile Türkiye’deki infaz mevzuatı arasındaki ilişkinin önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Haber Merkezi

Yorum