Dışişleri Bakanlığı, Orta Doğu'da son dönemde hızla derinleşen jeopolitik gelişmelere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerini bilgilendirdi. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıda, İran ve Suriye merkezli kriz başlıkları ele alınırken, Türkiye'nin bölgesel istikrarsızlığa yol açabilecek dış müdahalelere karşı net bir tutum sergilediği vurgulandı.
Sunumda, özellikle İran'a yönelik olası askeri veya siyasi müdahalelerin yalnızca bölge ülkelerini değil, doğrudan Türkiye'yi de etkileyecek sonuçlar doğuracağına dikkat çekildi. Bakanlık yetkilileri, Orta Doğu'da yaşanacak yeni bir kırılmanın, kontrolsüz göç hareketleri ve güvenlik risklerini beraberinde getireceğini belirtti.
Bu çerçevede Türkiye'nin, bölgeye yönelik senaryolar üzerinde kapsamlı hazırlıklar yürüttüğü ifade edildi. Yetkililer, "Her ihtimale karşı A, B ve C planlarımız hazır. Ancak önceliğimiz krizlerin Türkiye sınırlarına taşmaması" değerlendirmesini paylaştı.
Toplantıda İran'a yönelik olası bir müdahalenin ciddi bir göç dalgası oluşturacağına özel bir parantez açıldı. Türkiye'nin bu konuda açık bir duruş sergilediği belirtilerek, olası göç hareketlerinin Türkiye'ye yönelmemesi için İran topraklarında, uluslararası denetime açık bir tampon bölge oluşturulmasının gerekli olduğu görüşü dile getirildi.
Yetkililer, Türkiye'nin yeni bir kitlesel göç yükünü taşımasının sürdürülebilir olmadığına dikkat çekerek, bu konuda uluslararası toplumun sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.
Sunumda, İran'da son dönemde yaşanan protestolara ilişkin resmi olmayan ancak sahadan derlenen veriler de paylaşıldı. Bakanlık kaynaklarına göre, son gösteriler sırasında 4 binin üzerinde kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 20 bin kişinin ise yaralandığı bilgisi komisyon üyelerine aktarıldı.
Bu rakamların, İran'daki toplumsal gerilimin ulaştığı boyutu net biçimde ortaya koyduğu ve sürecin bölgesel istikrar açısından ciddi riskler barındırdığı ifade edildi.
Toplantının bir diğer önemli başlığı ise Suriye oldu. Son günlerde SDG'nin Suriye merkezi yapısına entegrasyonu kapsamında yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiği belirtildi. Bu sürecin, sahadaki dengeleri doğrudan etkileyebileceği ve Türkiye'nin güvenlik hassasiyetlerini yakından ilgilendirdiği vurgulandı.
Ayrıca Suriye'de tutulan DEAŞ mensuplarının vatandaşı oldukları ülkelere gönderilmesi konusunun yeniden gündeme geleceği ifade edildi. Ancak bu kişilerin hangi ülkede, hangi hukuki çerçevede yargılanacağı meselesinin uluslararası hukuk açısından halen netlik kazanmadığına dikkat çekildi.
Sunumda Suriye'nin yeniden imarı sürecine ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Türkiye'nin, bu süreçte hem sahadaki tecrübesi hem de bölgesel ağırlığı nedeniyle aktif rol üstleneceği belirtildi. Yeniden imar çalışmalarında bölge ülkelerinin ve uluslararası aktörlerin de sürece dahil olmasının beklendiği ifade edildi.
Yetkililer, istikrarlı bir Suriye'nin yalnızca bölge için değil, Türkiye'nin güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından da kritik önemde olduğunun altını çizdi.
Haber Merkezi