Tarih: 05.02.2026 16:31

Epstein Tartışmasında Türkiye Detayı! Savarona iddiası yeniden patladı: “15-16 yaşındaki kızlar getirildi”

Facebook Twitter Linked-in

Savarona Dosyası Yeniden Gündemde: 2010'daki Operasyon ve Savcı Doğan'ın Anlattıkları Tartışma Yarattı

Dünyada yeniden konuşulmaya başlayan Jeffrey Epstein skandalı üzerinden Türkiye'de geçmişte gündeme gelen bazı iddialar tekrar tartışılmaya başlandı. Bu tartışmaların merkezine ise Atatürk'ün kullandığı Savarona yatı ile ilgili 2010 yılında yürütülen operasyon ve dönemin savcısı Yusuf Hakkı Doğan'ın açıklamaları yerleşti.

Epstein tartışmaları Türkiye'de eski dosyaları da gündeme taşıdı

Uluslararası kamuoyunda uzun süre gündemde kalan Jeffrey Epstein skandalı, son dönemde yeniden konuşulurken, Türkiye'de de geçmişte yürütülen bazı soruşturmalar sosyal medya ve haber platformlarında tekrar hatırlatılmaya başlandı. Bu tartışmaların odağında, 2010 yılında Savarona yatına yönelik gerçekleştirilen operasyon ve o döneme ilişkin ortaya atılan iddialar yer aldı.

Özellikle Savarona'nın, Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından sembolik değeri yüksek bir yat olması nedeniyle, dosyanın yeniden gündeme gelmesi kamuoyunda ciddi bir hassasiyet oluşturdu. Atatürk'ün sağlığında kullandığı bu yatın adının fuhuş ve insan ticareti iddialarıyla anılması, çok sayıda yurttaş tarafından "milli değere saygısızlık" olarak değerlendirildi.

2010'daki operasyon neydi?

Savarona yatı, 2010 yılında Muğla ve Antalya hattında yürütülen bir soruşturma kapsamında güvenlik güçlerinin operasyonuna konu olmuştu. Dönemin basın yansımalarında, yat üzerinde yabancı uyruklu kadınların bulunduğu ve fuhuş organizasyonu şüphesiyle işlem yapıldığı aktarılmıştı.

O dönem açılan soruşturma, yıllar sonra yeniden gündeme gelirken; tartışmaların büyümesinde en büyük etken, soruşturmayı yürüten savcılar arasında yer alan Yusuf Hakkı Doğan'ın, yaşananları ayrıntılı biçimde anlatması oldu.

Doğan'ın anlatımı, yalnızca bir operasyonun detaylarını değil, aynı zamanda soruşturma sürecinde karşılaşılan güçlükleri ve iddiaların kapsamını da gözler önüne serdi.

Savcı Doğan: "Başlangıçta başka bir ihbar vardı, sonra insan ticareti şüphesi ortaya çıktı"

Dönemin savcısı Yusuf Hakkı Doğan'ın açıklamalarına göre, soruşturmanın başlangıcında güvenlik birimlerine farklı bir suç iddiası üzerinden ihbar ulaştı. Ancak süreç ilerledikçe yapılan teknik takip, dinleme ve saha çalışmaları sonucunda insan ticareti ve fuhuş şüphesinin güçlendiği değerlendirildi.

Doğan, soruşturma kapsamında Savarona yatının da organizasyonlarda kullanıldığına dair bulgulara ulaşıldığını ve bunun kendileri açısından "çok daha hassas" bir konu haline geldiğini belirtti. Savcı Doğan'a göre, bir milli değerin amaç dışı kullanımına ilişkin şüphe bile soruşturmanın titizlikle yürütülmesini zorunlu kılıyordu.

"Ukrayna ve Rusya bağlantılı eskort şirketleri üzerinden Antalya'ya getirildiler" iddiası

Savcı Doğan'ın açıklamalarında en çok tartışma yaratan başlıklardan biri, yabancı uyruklu kişilerin Türkiye'ye getiriliş biçimine dair anlatım oldu. Doğan'ın iddiasına göre, Ukrayna ve Rusya merkezli bazı eskort şirketleri üzerinden Antalya'ya getirilen kişiler tespit edildi.

Bu kişilerin Antalya Havalimanı'ndan alındıktan sonra turizm sektöründe bilinen bir otele götürüldüğü değerlendirildi. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle kimlik tespiti yapılabilmesi amacıyla yol güzergâhında uygulama noktaları oluşturulduğu ve bazı kişilerin yaşlarının reşit olmadığını gösteren kimlik bilgilerinin görüldüğü iddia edildi.

Bu iddialar, kamuoyunda en hassas başlık olarak öne çıktı. Çünkü dosyada yalnızca fuhuş organizasyonu değil, "reşit olmayan kişilerin getirildiği" şüphesi de yer aldı.

Otel kayıtları iddiası: "Kimlik Bildirme Kanunu'na aykırı hareket edildiği görüldü"

Doğan'ın anlatımında dikkat çeken bir diğer bölüm ise otel kayıtlarına ilişkin. Türkiye'de Kimlik Bildirme Kanunu gereği, otelde konaklayan herkesin kimlik bilgilerinin kayıt altına alınması zorunlu.

Soruşturma kapsamında belirlenen bazı kişilere ilişkin otel kayıtlarının istendiğini söyleyen Doğan, tespit edilen isimlerin kayıtlarda görünmediğini öne sürdü. Bu durumun, organizasyonun "gizli yürütülmeye çalışıldığı" şüphesini artırdığı ve operasyon kararını hızlandırdığı ifade edildi.

Bu noktada kamuoyunda "turizm bölgelerinde denetim eksikliği" tartışmaları da yeniden alevlendi. Sosyal medyada yapılan yorumlarda, benzer olayların yaşanmaması için otel ve turizm işletmelerine yönelik kontrol mekanizmalarının daha sıkı işletilmesi gerektiği vurgulandı.

Savarona hattı: "Ege'den geldiği ve yeniden kişi bindirildiği tespit edildi"

Soruşturma sürecinde yalnızca Antalya'daki otel organizasyonunun değil, yat üzerinden yapılan hareketliliğin de incelendiği belirtildi. Savcı Doğan, Savarona'nın Ege hattından geldiği ve bazı kişilerin farklı noktalarda yata alındığına dair tespitler yapıldığını söyledi.

Bu iddia, dosyayı sıradan bir "fuhuş operasyonu" tartışmasının ötesine taşıdı. Çünkü yatın, özel bir ulaşım aracı olarak kullanıldığı, organizasyonun lojistik ayağında rol aldığı öne sürüldü.

Savarona'nın adının bu tür iddialarla anılması, yatın tarihsel kimliği nedeniyle tepkileri büyüten en önemli unsur oldu.

Operasyon sürecinde yaşanan zorluklar

Savcı Doğan'ın açıklamalarına göre, soruşturma sürecinde kıyı hattında bazı noktalarda müdahale etmek kolay olmadı. Özellikle sahil güvenlik ayağında istenen bazı işlemlerin gerçekleştirilemediği, operasyonun farklı bölgelerde çeşitli nedenlerle ertelendiği ifade edildi.

Doğan, Bodrum bölgesinde görev yapan bir başka savcının devreye girmesiyle operasyonun tamamlandığını ve yat üzerinde suçüstü yakalamaya gidildiğini anlattı.

Bu süreç, kamuoyunda "nasıl oldu da bu kadar uzun süre devam edebildi?" sorusunu da yeniden gündeme getirdi.

Dosyada geçen isimler ve uluslararası bilgi talepleri

Dosyada geçen en dikkat çekici başlıklardan biri de soruşturma sırasında uluslararası bağlantılı bazı isimlerin gündeme gelmesi oldu. Savcı Doğan, operasyon sırasında gözaltına alınanlar arasında kamuoyunda bilinen bir iş insanının da bulunduğunu ifade etti.

Ayrıca soruşturma sürecinde bazı ülkelerden bilgi talebi geldiğini, ancak soruşturmanın gizliliği nedeniyle bu taleplere yanıt verilemediğini söyledi. Doğan'ın anlatımı, olayın yalnızca Türkiye içinde sınırlı kalmayan bir boyutu olabileceği yorumlarına neden oldu.

Ancak uzmanlara göre bu tür bilgi talepleri, her zaman "uluslararası bir suç ağı" anlamına gelmiyor. Özellikle soruşturma dosyalarında adı geçen yabancı uyruklu kişilerin vatandaşlıkları veya temsil ettikleri kurumlar nedeniyle diplomatik ve adli süreçler devreye girebiliyor.

Epstein bağlantısı: Resmî bir doğrulama yok, ancak benzerlik tartışılıyor

Son günlerde sosyal medya ve bazı haber platformlarında Savarona dosyasının Epstein skandalıyla ilişkilendirildiği görülüyor. Bu ilişkilendirme daha çok "yöntem benzerliği" ve "uluslararası insan ticareti iddiaları" üzerinden kuruluyor.

Ancak bu noktada kritik bir ayrım bulunuyor: Savarona operasyonu Türkiye'de 2010 yılında yürütülen bir adli süreçti. Epstein dosyası ise ABD merkezli ve çok daha geniş bir uluslararası skandal olarak kayıtlara geçti.

Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında, Savarona dosyası ile Epstein soruşturması arasında resmî ve doğrudan bir bağlantının ortaya konulduğu yönünde kesinleşmiş bir adli belge bulunmuyor.

Bu nedenle uzmanlar, "kesin bağ var" gibi bir anlatımın kamuoyunu yanıltabileceği uyarısında bulunuyor.

Kamuoyunda tepkiler büyüyor: "Savarona'nın adı bu dosyalarla anılmamalı"

Savarona'nın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde taşıdığı sembolik değer nedeniyle, dosyanın yeniden gündeme gelmesi çok sayıda yurttaşın tepkisine yol açtı. Sosyal medya kullanıcıları, yatın adının fuhuş ve insan ticareti iddialarıyla anılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek devletin bu tür sembolik varlıkları daha sıkı koruması gerektiğini savundu.

Öte yandan bazı hukukçular ise, "milli değer" hassasiyetinin, adli süreçlerin üzerini örtmek için kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Bu görüşe göre, sembolik değer ne kadar büyük olursa olsun, iddialar titizlikle soruşturulmalı ve kamu vicdanını rahatlatacak şeffaflık sağlanmalı.

Türkiye'de insan ticareti ve denetim tartışması yeniden alevlendi

Savarona dosyasının yeniden gündeme gelmesi, Türkiye'de insan ticaretiyle mücadele, turizm bölgelerinde denetim, otel kayıt sistemleri ve özel yatların kontrolü gibi başlıklarda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Özellikle turizm sezonlarında yoğunlaşan "kayıtsız konaklama" iddiaları, geçmişte de çeşitli soruşturmaların konusu olmuştu. Savcı Doğan'ın anlatımı ise, bu tür şüphelerin yalnızca kara sınırları ve havalimanlarıyla sınırlı olmadığını; deniz yoluyla da farklı yöntemlerin kullanılabileceğini gösteren bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Bu çerçevede uzmanlar, hem denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi hem de insan ticaretiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin artırılması gerektiğini vurguluyor.

Haber Merkezi



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —